More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  BeyazlalePhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

Beyazlale

September 11

Işığım ve Gölgem

 Benim de hayranı olduğum güzel insan , kendi dalında (gerçi her ne kadar müziği kategorilendirilemese de) unutulmaz eserler yapan sanatkar NEV sonunda beklenen albümü "Işım ve Gölgem"i çıkardı. Gerçekten yine Nev'e yakışır bağımlılık yaratacak bir hem hareketli hem hüzünlü harika bir albüm olmuş. Dün indirdim ve dünden bu güne durmaksızın dinliyorum(Uyku ve diğer ihtiyaçlar dışında :)) Özellikle "Susma","Kör Kuyular" ve "Sükut-u Hayal" şarkılarına bayıldım.
Gerçekten çok değerli bir şahsiyet, hayatın anlamını çözmeye çalışan ve gerçeklerini idrak edebilen biri olduğunu şarkılarından anlayabiliyoruz. Şarkı sözleri çok derin anlamlar taşımakta. Tasavvufla da ilgilendiğini bildiğim Nev'e bu sebepten de ayrı bir sempatim ve hayranlığım vardır. Aşağıda yaptığı bir röportajı aynen yazıyorum.,
"
Nev dertli mi dertli: Gönül yanmadan dil söylemiyor
MEHMET RIFAT YEĞEN
O, önce ‘Zor’la duyurdu kendini bize, ‘Mühürlü Kaderim’le sevdirdi, ‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Nev’den bahsediyoruz tabii ki...
Şiir tadındaki şarkıların yorumcusu, ‘nev’i şahsına münhasır’ müziğin sesi o.

Yeni albümünü dinlerken, “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz. “Gönül yanmadan dil söylemiyor ki aga...” diyerek cevap veriyor. Evet! Nev, üç yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle müzikseverlerin karşısında: “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki ruhu özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.”

Onun müziğini tek bir kelimeyle tanımlamak mümkün değil. Rock da, pop da, alaturka da yalnız başına onun tarzını anlatmaya yetmiyor. Tınıları da ismi gibi müsemma. Şiir tadındaki şarkıları, güçlü sesiyle birleşince ortaya ‘nev-i şahsına münhasır’ bir yorum çıkıyor. Adını önce ‘Zor’la duyurdu, sonra ‘Mühürlü Kaderim’le kendini sevdirdi; ‘Dem’le demlerken ‘Efkârlı’yla büyüledi. Tabii ki Nev’den bahsediyoruz. Yeni albümünü dinlerken “Yine yapmışsın yapacağını.” diyoruz. “Gönül yanmadan dil söylemiyor ki aga…” diyerek cevap veriyor. Evet! Nev, üç yıllık bir aradan sonra ‘Işığım ve Gölgem’ albümüyle müzikseverlerin karşısında. Yeni albümü için, “Eksiklerinin farkında, seksenlerdeki ruhu özleyen, kendi gölgesine sahip çıkan, alternatif durmaktansa kucaklayabileceği herkese göz kırpan, deniz gibi bir albüm.” diyor Nev.

Hareketli bir albüm olmuş...

Bu albümde bütünü kucaklamak istedim. Deniz gibi hem sığ hem de derin tarafları olsun istedim. Sığ olması boş veya anlamsız olması demek değil. Denizin sığ tarafı eğlencelidir. Derin tarafı da enerji ister. ‘Cevriye Cabbar’la coşsun, ‘Kör kuyular’ ve ‘Gölge’ ile de içerik derinleşsin istedim. ‘Işığım ve Gölgem’ diyerek denge bulmaya çalıştım. Albümün prodüktörlüğünü de ben yaptım. Birçok enstrümanı ben çaldım. Keyfimce Nev’i ifade etmek istedim.

‘Işık’ ve ‘Gölge’ neyin sembolü?

Işığın ve cismin olduğu her yerde gölge var. Gölge karanlık demek değil. Sadece ışığın eksikliği demek. Bizim gölgeli yanımız da eksikliklerimiz. Tasavvufta da böyle. Allah’la nefsimiz arasındaki ilişkide de böyle. Allah’ı ışığın kaynağı, nefsimizi de cismimizin yanında duran gölge olarak görebiliriz. İbn-i Arabî’nin bir sözü var. “Ayna kendini bilmez.” diyor. Ayna, sır ve suretle ilgili yazmaya çalışırken fark ettim ki gölge meselesini anlamadan ayna anlaşılamaz. Gölgeyi araştırırken gördüm ki bu mesele üzerinde çok durulmuş. Sadece sanatta ve sinemada kullanılmamış. Psikolojiden felsefeye, halk edebiyatından Karagöz’le Hacivat’a kadar her yerde var. Mistik tavırlarımızın içine yerleşmiş. Hayata yalnız Homeros’tan bakmak bana pek sevimli gelmiyor. Bizim büyüklerimizin, Muhyiddin İbn-i Arabi’nin ortaya koyduğu “Ayna kendini bilmez.” söylemi içerisindeki incelikleri ve sanatı görmeye çalışıyorum. Benim için sanat kesretle vahdet arasındaki köprüdür. Allah’ın, insanı yaratışındaki gayeyi idrak çabasıdır. O yüzden de ışığa gitmeden, gölgeli yanlarımızla yüzleşmek çok mühim.

Müziğini nasıl değerlendiriyorsun?

Benimki bir Nev’i müzik. Bunun alt başlığına girersen, kendi dilimizin ve coğrafyamızın enerjisini, melodilerini, ritimlerini reddetmeden doğasıyla, olduğu gibi kabul eden ve bunu öyle sunan bir Nev. Bu tarz içinde bize ait her şey var. Zaten Nev de o demek. Efkârlanırsın. Bu daha bizden bir şey. Hüzün daha Batılı bir şey. Önceki albümde Efkârlı diye bir parçam vardı. Efkârlıyım derken ‘F’ ye şöyle bir basarsın. Daha bizden yani.

Hayranların popüler olmanı istemiyor. Neden?

İnsanlar beni yapmadıklarımla değerlendiriyor. Neyi yapmıyorsanız o sizi anlamlı kılıyor. Beni sevenlerin aklına magazin anlamında hep kötü örnekler geliyor. O yüzden ortada çok görünen bir adam olmamdan korkuyorlar. Ben cemiyet hayatı içerisinde bir adamım. Doğru tanımlanmış magazinin içinde yer almaktan da mutluluk duyarım. Amacım şarkı üretmek ve o şarkıları da insanlara ulaştırmak. Dolayısıyla bu beni doğru yerde tutuyor.

İlk albüm için neden 33 yaşına kadar bekledin?

İstanbul Üniversitesi’nde işletme okudum. Sonra finans alanında yüksek lisans yaptım. Dünyanın en büyük spor ayakkabısı üreten firmalarında çalıştım ve birinin de pazarlama müdürlüğünü yaptım. Ama bunları yaparken müzik hep hayatımın merkezinde oldu. Öğrenim görürken de yazları tatil köylerinde harçlık kazanmak için gitar çalardım. Baktım burada bir meslek oluşmuş. Fakat ‘İcra etmeyi istediğim meslek bu ama geçimimi sağlayacak meslek bu mu?’ diye sordum kendime. Memur çocuğu olduğum için, biraz temkinli yaklaşmam normal. Bir taraftan maddi açıdan böyle bir tercih var. Öte taraftan müziğimle ve müzik kariyerimle ilgili bir başka tercih yapmam gerekiyor. Benim ilk şarkım ‘Her şeye rağmen’di. İlk albüme ismini veren parça da oydu. Engelliler için yazmıştım. Biraz da deli cesareti gerekiyor. Engelliler için yaptığım şarkıyı çıkarmadan kendi içimdeki engelleri de ortadan kaldırmam gerekti. Bütün bunlarla mücadele ederken de biriktirdim.

Üç yıldır neler yapıyor Nev; deniz merakı devam ediyor mu?

Ediyor tabii. Babam Akdeniz Gemisi’nin kaptanıydı. Büyük kaptandı, süvari diyorlar. İnsanın babasına layık olması lazım ya. Yelken filan yapıyorum, ama kaptanlık ehliyetim de var. Öğreniyorum yavaş yavaş. Amatör yat kaptanlığı ehliyetim de var. Haftada 1-2 gün Fenerbahçe’den çıkıyoruz, dolaşıyoruz. Uzak yol yapmadım; bunu yapmak istiyorum. Başka bir deneyim, bambaşka bir serüven olur.

"
Gerçekten herkese Nev'in bu yeni albümünü dinlemerini tavsiye ediyorum ve bağımlı olacaklarını iddia ediyorum :) Tabi korsana hayır diyoruz ben de en yakın  zamanda albümünü satın alacağım sadece dayanamadığım için internetten edindim :)
September 06

Beni de götür

BENİ DE GÖTÜR
 
Gideceğin yere beni de götür
Sorana derdimin dermanı dersin
Götür de istersen sokakta yatır
Elinde gönlümün fermanı dersin

Adını iğneyle işle derime
Kölemdir desen de gitmez arıma
Bunlar ne derlerse mektuplarıma
Aşkımla kül olmuş birinin dersin

Duysalar da coşup çağladığımı
Bilmezler sana bel bağladığımı:
Görenler olursa ağladığımı
Fıratın en taşkın zamanı dersin...

(alıntıdır)

Forumlarda gezerken rastladım çok hoşuma gitti paylaşmak istedim.  

September 03

Microsoft Student Partners

     2007-2008 MSP başvuruları değerlendirildi ve bu sene 28 kişi MSP olarak belirlendi. Haberi okumak ve MSP listesini görmek için tıklayınız.
 
    Dün de bahsettiğim gibi ben de başvuru yapmıştım MSP olmak için gerçekten bayaa da umutluydum. Listeyi görünce bi an şok geçirdim neden alınmadığımı hala anlamadım, eğer anlayan biri varsa beni aydınlatırsa sevinirim.
    Biraz MSP programından bahsetmek istiyorum. www.msakademik.net te MSP programının tanımlaması aşağıdaki şekilde yapılmakta:
 
     "Microsoft Student Partners (MSP) programı, başarılı ve yetenekli bilgisayar bilimleri ve benzeri BT alanlarında eğitimlerine devam eden öğrencilerin ve yanısıra iletişimi, pazarlama yeteneklerini güçlü yanı olarak gören ve bu özelliklerini geliştirmek/pekiştirmek arzusunda olan öğrencilerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu ünvana sahip olan öğrencinin, teknolojik bilgi ve becerilerini geliştirebilmesine ortam da sağlanarak, programa katılım yeterliliği ve teknoloji tutkunları ile meraklılarına yardımcı olma isteği takdir edilmektedir. "
 
     Yani kısaca Microsoft teknolojilerini sürekli takip edip kendini teknik konularda geliştiren kişilerin yanı sıra pazarlama yönü de kuvvetli olan öğrencilerin desteklenmesi ve Microsoft ile irtibat halinde bulunması amaçlanmıştır. Aşağıda da MSP olmak için şartlar bulunmaktadır:
   
     "Programa katılım kesin bir çerçeve ile sınırlanmamakla birlikte, adayların değerlendirilme sürecinde dikkate alınacak başlıca özellikler:
 
  • Microsoft teknolojileri ile tanışıklık ve aktif kullanıcısı olmak
  • Imagine Cup başta olmak üzere, Microsoft teknolojileriyle ilgili düzenlenen yarışmalar katılmış olmak
  • Kullanıcı gruplarında aktif ve etkin olmak: Online ve offline sosysal aktivite
  • Microsoft teknolojileri ile yazılım geliştirme deneyimi ve Microsoft ürünleriyle yaratıcılığını geliştirmiş olmak
  • Teknoloji tutkunluğu
  • Dışa dönük kişilik özellikleri
  • Bilgi paylaşımına istekli olunması
  • Akademik başarısı yüksek: Üniversite/bölüm ile iyi ilişkiler içerisinde olunması
  • Ayda, belirli bir zamanını bu program için ayıracak olması
  • İletişim yeteneğinin gelişmiş/güçlü olması
  • Üniversitede, üyesi ya da lideri olduğu öğrenci kulübü, sosyal aktivite organizasyonu gibi oluşumlarda ve online gruplarda/forumlarda aktif, sevilen/popüler bir öğrenci olması
  • Liderlik özellikleri taşıması
  • İngilizce bilgisi: Online içerik takibi, seminer/eğitim katılımcısı olarak aktif olabilecek ve edindiği bilgileri aktarabilecek seviyede olmalı
  • Tercihen üniversite 3. veya son sınıf olması "

    Sonuç olarak başvuru ve değerlendirme sürecinde bunlar gözününde bulundurularak 28 tazecik MSP arkadaşlarımız belirlenmiştir. Hepsini yürekten tebrik ediyorum.

    Bana ise sadece şaşkınlık ve üzülmek düşüyor. Ama tabiki bu benim kariyer planlamama etki etmeyecek. MSP oluşum sadece bir artı olacaktı. Artık kendi çabamla tüm etkinliklere katılmaya ve kendimi geliştirmeye devam edeceğim. Arada da anı olarak MSP başvuru videoma bakacağım...

    
Video: Beyazlale

  Teşekkürler Microsoft.

September 02

Yeniden Merhaba...

       Uzun zamandır aktif olarak kullanmıyordum blogumu ama bugünün anlam ve öneminden midir nedir bilmem bloguma çeki düzen vermenin ve aktifleştrimemin zamanının geldiğini düşündüm ve "Ya Allah" diyip işe giriştim. Belki de kendimi eski duygular,eski anılar içine gömüp şuanki duygularımı bastırmaya çalışıyorum her neyse.. Artık her gün blogumu şenlendirmeye çalışacağım hem sırdaşım olarak hem de duyurularımı yayınlayacağım bir site olarak kullanacağım. Öncelikle yazmadığım bu zaman zarfı içinde neler olduğundan bahsetmek istiyorum biraz.

     Bu sene benim için çok yoğun bir sene oldu. Artık 3. sınıf olmanın verdiği hevesle öncelikle dışardan bir iş aldım. Firma indirimlerinin yayınlanacağı bir site. www.indirimreyonu.com Başlarda güzel gidiyodu bir hevesle başladım ama aksilikler üstüste geldi. Nitekim bitirdim siteyi ve teslim ettim. Ben teslim ettikten sonra bayaa bi değiştirmişler orası da onlara kalmış artık napalım :D bu iş bana iş hayatım için büyük bir tecrübe oldu diyebilirim artık emeğimin kıymetini daha iyi biliyorum.Nitekim bu işi yetiştirmeye çalışırken arkadaşım Mehmet'le birlikte İmagine Cup'a katılamamanın verdiği hezimetle gaza gelip Galatasary Üniversitesi'nin Microsoft işbirliğiyle düzenlediği Projegsion Yarışmasına ve Sentim'in düzenlediği Proje yarışmasına katıldık. Her ikisine de projemizi yetiştirmeyi planlıyorduk ama vizelerimiz vs.'den dolayı Sentim'in yarışmasına yetiştiremedik ama çok şükür Projegsion'a yetişti projemiz katıldık ve çalışmalarımızın karşılığı olarak 1. olduk. :) Sene içinde ben Microsoft Yazokuluna başvurdum ve kabul edildim.  Böylece Microsoft ile bağlantılarımı biraz daha sağlamlaştırmış oldum.

   Yaz boyunca Ankara'daydım. 1 ay boyunca Sirius Group adlı firmada Java üzerine stajımı gerçekleştirdim.( Bağları sağlamlaştırmışken bunu söylemek doğrumu bilemiyorum ama :) ) Gerçekten benim için çok yararlı olduğunu düşünüyorum çünkü javayı da elime alınca başedebildiğimi ve ortaya profesyonel şeyler çıkarabileceğimi görmüş oldum. Orda Kayseri ve Civarı Elektrik Türk Anonim Şirketi için yaptıkları bordro programına yapılan ek modülleri geliştirdim. Gerçekten güzel bir ekipti ve güzel bir çalışma oldu. Bir sonraki ay da daha önce dedediğim gibi Microsoft Yazoukundaydım. Çok zevkli bir aydı :) Değerli birçok hocamızdan Microsoftun en son teknolojileri ilgili bilgiler aldık ve bu bilgileri tecrübe etme fırsatımız oldu . Hepsine burdan tekrar teşekkür etmek istiyorum. Çok güzel arkadaşlıklar edindim. Yazokulu sonunda sınıfımız 2'ye bölünerek MSF standartları ile proje gerçekleştirmemiz istendi. Gruplara ayrıldık ve tüm gayretimizle yetiştirmeye çalıştık. Gerçekten kendi grubum adına söylemek istiyorum güzel bir çalışma oldu. Herkes elinden geleni yaptı ve bunun da karşılığı olarak bizim projemizin 1. seçilmesi bize yazokulu sonunda verilebilecek en güzel hediye oldu :) Yazokulu sırasında da Microsoft Student Partner Programına başvurdum ve heyecanla sonucunu bekliyorum.

    Ankara'da da bölümden arkadaşım olan Cennet,Şenay ve Adeviye ile beraber kaldım. Onlarla çok güzel günlerim oldu, o günleri asla unutamam. Hepsini çok seviyorum, umarım en kısa zamanda tekrar görüşürüz...

 

January 12

Umudumuzun Işığı

Ben senin kalbini, sen benimkini yurt bildikten sonra, şehirlerimiz ayrı olmuş ne farkeder. Ben sende yaşıyorum, mevsimlerden ve zamandan habersizsen sen bende hüküm sürüyorsun. Orada mevsim yaz olmuş hazana dönmüş... bize sarsıntı vermiyor.Kalbimin aynasını sana tutunca mesafeler yitiyor ve beliriyorsun. Seni gönül aynamda görebiliyorsam, ayrılıktan yurtsamadan söz etmenin anlamı yok. Ayrılık pekiştiriyor sevdamızı. sen orada benim için yaşıyorsun, ben burada senin için yaşıyorum.
 
 Mesafelerin aşkı çoğalttığını senden öğrendim ben. Sevda üstüne ne biliyorsam sen öğrettin. ruhlarımız birlikte yürürken keşfettik aşkın bütün girdaplarını. ben düşünce sen tutup kaldırdın ;özleyince ayrılığın daha bir koyusuyla tanıştırdın beni. Ayrılıklar içinde buluşmayı, uzağı yakın etmeyi ve böylece daha çok, daha çok sevmeyi öğrendim. Ve anladım, insan kendi başına sürüklüyor aşkı, kendi ellerinde taşıyor bir kor gibi. Bir gün aşkın ellerimizde kor keseceğini, bıraktık mı yanacağımızı; taşıdıkça, çoğalttıkça daha koyusuna ereceğimizi sen söylemiştin. Şimdi yanan kavrulan ellerimiz değil, yüreğimiz.... Kavruldukça aşka olan inancımız artıyor. Tek başımıza,onurlu ve muhteşem bir coşkuyla arıyoruz birbirimizi, yani aşkı...
 
 Sana haksızlık etmemeliyim. Ayrılık acılarından bende yakınıyorum. Bir bilsen olmadık işlere vuruyorum kendimi. Anlamsız avuntular icad ediyorum kendime. Şaşırıyorum, ben mi gurbetteyim, sen mi sıladasın? Yurtsayan, mevsimleri uzaktan seyreden hangimiz? Bir arş hatırası bulmak için geceleri bekliyorum. Senin gecelerin dostu olduğunu,durmadan güneşi çağırdığını biliyorum. Seni orada ne orası yanı başımda, her gördüğüm ve dokunduğum nesnede, okuduğum her şiirde, dinlediğim her şarkıda görmesem; seninle yaşamasam gündüzü ve geceyi ....
 
 Günleri ucu ucuna ekleyemezdim, gecenin sonunu getiremezdim. Boş bir çerçevede gibi anlamsız kalırdı yaşamım.
 
 Biliyorum ki ruhumun yarısı sende yaşıyor; seninle acılar çekiliyor, seninle sınırsız düşler kuruyorum. Gittiğin denizler boyunca benide sürüklüyorsun. Acıların içinde damıtıyoruz yaşam ışığını. Aşk acı çekmekse paylaşıyor onu ruhlarımız. Paylaşıyoruz paylaşmasınıda, ben hep sana haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Sen hasını yaşıyorsun acının bense gölgesini....
 
 Kapıları hep sen açıyorsun hep sen göğüslüyorsun fırtınaları... En büyük şarkıları hep sen söylüyorsun. Ben seni izliyorum yalnız, gönlümün aynasına düşeni yaşıyorum.
 
 Ayrılık acılarından daha çok sana yetişememenin, bütünüyle sen olamamanın acısını yaşıyorum.
 
 Daüssıla'dan, yurtsamamaktan söz açıyorsun, sözlerin kurşun gibi işliyor içime, aşkı elinde bir kor gibi taşıyanların sılası, sevdalıların yüreğinden başka neresiydi?Özlediğin aradığın ve bulamadığın benim gönlümün ateşi olmalı. Asıl hazan asıl karanlık benim gönlümde. Orada sana yetecek, seni acılar önünde diri kılacak coşkuyu, tutkuyu ve bağlılığı bulamıyorsun. Yoksa ayrılığın mesafelerin aramızdaki kara gecelerin ne önemi var?
 
 Yüreğimin bütün darlığına rağmen ruhumun bir yarısının sende olduğunu bilmeni isterim. Beni yaşama bağlayanın sen olduğunu ve aşkı bir kor gibi elimde taşıdığımı... Sıla benim sıla sensin... sıla gönlümüzün aynası. Orada seyrediyoruz birbirimizi. Gecenin önemi yok, umudumuzun ışığı yeter bize... Seni seviyorum
View more entries
 
by 
by 
by 
by